 |
Duşanbe'deki, Mevlânâ konferansında
Tacikistan lideri İmamali Rahman'a, ülkede
barışın sağlanmasındaki katkılarından dolayı
teşekkür plaketi verildi. Başbakan
Tayyip Erdoğan ve TBMM Başkanı Köksal
Toptan'ın mesajları okundu. |
UNESCO Mevlânâ Yılı kutlamaları çerçevesinde İslam dünyası ve Batı'da birçok etkinlik düzenleniyor. Bu etkinliklerin sonuncusu ise önceki gün büyük Türk düşünürü ve şairi Mevlânâ Celaleddin Rumi'nin köklerinin bulunduğu Tacikistan'da gerçekleştirildi.
Başkent Duşanbe'de Mevlânâ'nın doğumunun 800. yılı dolayısıyla gerçekleştirilen uluslararası konferansta büyük düşünürün sevgi, barış ve hoşgörü düşüncesi farklı din ve dillere sahip aydınlar tarafından bir kez daha dile getirildi. Aralarında ABD, Rusya, İran, Avusturya, Almanya, Türkiye, Azerbaycan, Fransa, Mısır, Hindistan ve Japonya'nın bulunduğu 27 ülkeden 100'e yakın akademisyenin katıldığı konferansta, dinler ve medeniyetler arası hoşgörüye en fazla ihtiyaç duyulan bir dönemde önyargılar ve bilgi eksikliklerinden kaynaklanan sorunların çözümünde, Mevlânâ'nın diyalog ve hoşgörü fikirlerinin çok önemli olduğu vurgulandı.
Tacikistan Bilimler Akademisi, Diyalog Avrasya Platformu ve Şelale Eğitim Kurumları'nın düzenlediği "Mevlânâ ve medeniyetler arası diyalog" konulu konferansın açılış konuşmasını Tacikistan Cumhurbaşkanı İmamali Rahman yaptı. "O, Belh'te doğdu, Konya'da yaşadı; ama bugün bütün dünyaya ait." diyen Rahman, günümüzdeki birçok çatışmanın Mevlânâ'dan ilham alınarak çözülebileceğini belirtti. Rusya Şarkiyat Enstitüsü Başkanı ve Diyalog Avrasya Dönem Başkanı Prof. Rostyislav Ribakov da Mevlânâ'yı 'hayır öğretmeni' olarak adlandırdı. Mevlânâ'nın yüzyıllar önce günümüz insanının nasıl yaşaması gerektiğini anlatan reçeteyi yazdığını ifade eden Ribakov, dünyada sevgi ve saygının hakim olması için büyük Türk düşünürünün eserlerinden faydalanılması gerektiğini vurguladı. Konferansın sonuç bildirgesinde;
Kültürler arasındaki sorunların çözülebilmesi için Mevlânâ'nın bütün insanlığı kucaklayan fikirlerine herkesin ihtiyacı vardır,
Dünya barışının sağlanması yolunda insanlığın kadim bilgelik kaynaklarından olan Mevlânâ'nın görüşlerinden istifade edilmeli,
Mevlânâ'nın, kendi kimliği ve değerlerine sahip çıkarken aynı zamanda bütün âlemi anlayıp bilmeyi öğütleyen tavrı, İslam dünyasında kendisini merkeze konumlandıran veya kimliksizliği esas alan faaliyetler karşısında en tutarlı yaklaşımdır,
Mevlânâ'nın fikirleri sadece akademik ve mistik dünyaya ait değildir, bunlar dünya kamuoyuna iletilmelidir, denildi.
Enes Cansever, Umed Mavlonov, Duşanbe, Cihan
10 Eylül 2007, Pazartesi
|