KÜLTÜR

Tacikistan'daki barış sürecini nasıl sağlayabildiniz? Tacik halkının tarihi, kültürü ve manevi yapısının bu süreçteki rolü nedir? Toplumun farklı görüş ve fikirlere sahip olduğu bir ortamda milli ve yegane bir ruhun oluşturulması nasıl açıklanabilir?

Günümüz şartlarında başarıya daha çabuk ulaşanlar, eğitim ve kültüre dayanarak, ahlaki ve insani değerleri pekiştirerek, toplumun her bir ferdine ulusal ve milli güvenin önemini kavrayabilmesini sağlayanlar olacaktır. Kültür, bu hayatin tüm boyutlarını yansıtan bir ayna gibidir. Kültür, toplumun değişik tarihi dönemlerindeki uygarlaşma adına yapmış olduğu yatırımları, siyasi, ekonomik, sosyal ve entelektüel gelişim seviyesini tam olarak ölçen bir birimdir. Milletin maddi ve manevi değerlerinin oluşumunda, onun siyasi ve sosyal zihniyetini, ekonomik, ilmi, entelektüel başarısını ve sanatsal zevkini yansıtıyor. Kültür nesiller arası manevi ilişkiyi sağlar, toplumun tarihi geleneklerini korur ve genç nesli, insan medeniyetinin önemini kavramaya zorlar.

Her millet için, ilk ve en önemli temel faktör, dildir. Tacik dili, tüm tarih boyunca az sayılmayacak kadar süzgeçlerden geçirilmiştir. Bu dil, özellikle onun tarihi statüsü ve milleti bir araya getirme faktöründeki rolü, Samanilerin ortaya çıkması ve Tacik Milli Devleti'nin şekillenmesi için elverişli ve olumlu ortam oluşturmuştur. Bundan dolayıdır ki tarihçiler, Samaniler dönemini "Tacik milletinin yıldızının parladığı, bilim ve kültürün ise altın çağını yaşadığı bir periyot" olarak değerlendirmişlerdir. Atalarımız sadece tarih ve medeniyet yazmakla kalmamış, aynı zamanda diğer milletlerin kültürel yapılarının oluşumunda da bir kaynak zenginliği (bolluğu) meydana getirmişlerdir.
Bunun haricinde, bu coğrafyada doğup büyüyen ve dünya çapında tanınan ve bilinen yüzlerce şair, bilim adamı, mimar, sanatçı ve devlet adamlarından bir kaçı olan Rudaki, Zakariya ar-Razi, Abu Reyhan Biruni, Firdevsi, İbn-i Sina, Nasiri Hüsrev, Ömer Hayyam, Attar, Sanoi, İsmail Somoni, Muntasir, Nasr İbn Ahmad, Bal'ami ve Beyhaki, Samaniler döneminde Tacik kültürünü bir dünya kültürü seviyesine ulaştırmışlar ve dünya arenasına bilim ve kültür empoze eder hale gelmişlerdir.
Milli kültürün yükselişi, her şeyden önce büyük ölçüde okul, genç neslin terbiye ve öğretimine bağlıdır. Çoğu kez altını çizerek şunu söylemişimdir: Eğer biz hakiki demokrasi, açık ve seküler bir toplum oluşturmak istiyorsak hep birlikte yüzümüzü okula ve eğitime çevirmeliyiz. Eğitim kurumları sadece bilgi öğretmekten ziyade, ahlak, mesleki bilgi, insanlık ve hayat tecrübelerini da aşılamak zorundadırlar.

Sovyetler Birliği'nin çökmesinden sonra ve küreselleşme sürecinde toplumun ve özellikle gençlerin sosyal psikolojisinde nasıl bir değişiklik görebiliyorsunuz? Yeni ve bağımsız nesil anlayışı eskisine nazaran nasıl farklar arz ediyor?

Ülkenin yaş ortalaması 24 olup nüfusun % 30'dan fazlasını 14-30 yaş arasındaki gençler oluşturuyor. Bu nedenle devlet siyaseti öncellikli olarak gençlerin her yönden gelişmelerine yöneltilmelidir. Çünkü bilindiği gibi her ülkenin geleceği dolaylı olarak gençlere bağlıdır. Bu, özellikle bizim genç ve bağımsız devletimiz için çok daha önemlidir. Gençlerin sosyal psikolojisindeki değişiklikleri göz önüne alarak yürürlüğe konulan "bilinçli ve dinamik gençlik siyaseti"nin bilincindeyiz. Ben günümüz genç neslinde açıklık, aktiflik, başarı ve somut sonuçlara karşı azimli olma ruhu görüyorum. Daha önemlisi, zor şartlarda elde edilen bir bağımsızlık döneminde yetişen gençlerimiz bağımsızlık, emniyet, uzlaşma ve barışa çok değer veriyor. Bizim gençlerimiz iyilik yapma, büyüklere saygı, iyi komşu ve dost olma, yüksek manevi değerlere ulaşma, diğer ülkelerle barış ve uzlaşma ortamında yaşama gibi milli değerlerimizi kaybetmedi. Bunun dışında, Tacik genç nesli kendinden önceki neslin püf noktalarını; başkaları karşısında sorumluluk, enternasyonalizm ve kendi milletine bağlılık gibi değerleri koruyabildi.

Zamanımızda birçok terörist örgütler değişik din maskeleri altında hareket ediyorlar. Bu gerçek hakkında sizin görüşünüz nedir? Dünya problemlerini çözme açısından dinlerin, özellikle İslâm'ın rolünü nasıl görüyorsunuz?



Devam...